Paylaş

Merhabalar efendim,
2019 geldi, hoş geldi sefalar getirdi derken, göz açıp kapayıncaya kadar senenin sonuna geldik. Zaman su gibi akıp gidiyor derlerdi büyükler; demek idrak etmek için yaşın kemale ermesi lazımmış.
Tabi yaşın kemale ermesiyle kişinin kemale ermesi arasında büyük fark var. Küresel ısınmaya bir inanç meselesi olarak yaklaşanlarla dünyayı temiz tutmak için çabalayanlar arasındaki farkı kişinin dünyada yaşadığı yıl sayısıyla belirlemek mümkün değil. Dolayısıyla biz insanlardaki idrak kabiliyetinin gelişmesi her zaman yaşın ilerlemesiyle doğru orantıda olamayabiliyor.
Doğum yeri, ten rengi, cinsiyeti ve hatta ismi gibi seçemedikleri sıfatlar üzerinden kazananı belli olmayan bir maç yaparak ömür tüketenlerle, gencecik yaşında insanlığa faydalı çalışmalar yapanlar arasında elbette dağlar kadar bilinç farkı var.
Doğrusunu söylemek gerekirse, hiçbirimiz bize bir paket halinde sunulan ve ne pahasına olursa olsun savunmamız gerektiği öğretilen bu seçemediğimiz sıfatlarımızla bir başka insan evladından üstün de değiliz, hakir de değiliz. Çünkü insaniyet kantarı haklarının ve ödevlerinin bilincinde olan ve bunların sorumluluğunu alabilecek insanlardan yana tartıyor.
Bu yüzden insanı insanlıktan çıkaran çarpık düşünme sistemlerine kurban olmak yerine, üstün olma ya da yarışı kazanma sevdasına düşmeden geliştirmeye çalıştığımız benliğimiz ve ahlakımız hem kendimize hem de etrafımıza verebileceğimiz en güzel hediye olacaktır.
Diğer yandan kişi hala seçemediklerini yüceltme çabasındaysa bile bunun yolu yine gelişimden geçiyor. Kanadalıların dürüst, Almanların disiplinli oldukları gibi genellemeler bu yüzden var.
Yaparmış gibi görünen ama yapmayan, sadece gürleyen ama yağmayan, işine gelince ağlayan, olmazsa yalvaran, tehditler savuran, hiç düşünmeden can yakan insanların kendilerini sevdikleri bile şüpheliyken, bir başkasının onları sevip sayması pek de gerçekçi değil.
Bence hangi amaçla yola çıkılmış olursa olsun, temel paydayı, yani insaniyeti geliştirmekte fayda var çünkü dünyanın daha çok insana değil, daha çok insaniyete ihtiyacı var.
Köklerini koparmadan geleceğe uzanan, küçüklerini de büyüklerini de seven ve sayan, öğretime olduğu kadar eğitime de değer veren, akılcı düşünen, soru soran, dürüst, önyargılarıyla hesaplaşan, hatasını bir başka hatayla kapatmaya çalışmayan, kısacası kendini bilen o insanlara her coğrafyanın ihtiyacı var.
Kendi kusurlarını düzeltmeye çalışan bir kişi başkasının kusurlarını görmeye vakit bulamaz derler. Hazır yeni bir yıl geliyor ve birçoğumuz yeni yıl kararları alıyoruz, bence kendimizi daha güzel bir insan olmak için biraz törpüleyebiliriz.
Kusurlarımızı listeleyebiliriz mesela. Diğer tarafa da olmasını istediğimiz şeyleri yazabiliriz. Mümkün olduğunca gerçekçi olarak tabi.
Mesela sosyal medyada çoğunlukla olduğu gibi, zaman kaybı ve sahte ilişkilerle kendimizi avutmak yerine, beş duyumuzu kullanabileceğimiz bağlar içerisinde olmaya gayret gösterebiliriz. Bu bir büyüğümüzü ziyaret etmek de olabilir, gençlere rol model olacak çalışmalar içine girmek de.
Bence avatarlarını mutlu yaşatmaya çalışan mutsuz insanlardan olmamak için biraz bilinçli gayret göstermekte fayda var. Çünkü herkesin yüzünde birden fazla maskeyle dolaşmak zorunda bırakıldığı bu dünyada azıcık kendimiz olabilmeye ve kendimiz gibi olabileceğimiz insanlarla kuşatılmaya hepimizin ihtiyacı var. Fakat bunun için her şeyden önce bizim ihtiyaç duyduğumuz o insanlardan biri olmaya gayret etmemiz gerekli.
Kar kürerken komşunun bahçesinden de birkaç santim kar atmak enayilik değil. Yolda yürürken yerde gördüğümüz muz kabuğunu birisi basıp da zarar görmesin diye alıp çöpe atmak için maaş almaya gerek yok.
Zavallı dünyamız zaten birçok sorunla boğuşuyor. Hava kirliliği, çocuk istismarı, obezite, şiddet, küresel ısınma, açlık, terör, çevre kirliliği, madde bağımlılığı, insan hakları ihlalleri ve daha yüzlerce sorun var. Bu sorunlardan biriyle ya da birkaçıyla verilen savaşa omuz vermek için de madalya verilmesini beklemeye gerek yok.
Boşa geçen zamana hayıflanmaya da gerek yok. Yeter ki Pazartesi başlanmaya niyet edilen ama niyetten öteye gitmeyen diyet programları gibi, bir hayalden ibaret kalmasın o güzelim istekler, planlar.

Hiçbirimize sorunsuz bir yaşam vaadedilmedi. Atlar, katlar, yatlar içimize sonradan enjekte edilen kapitalist yalanlar olduğu için içten bir kahkaha bir kilo pirzoladan yeğ tutuluyor hala.
Bence yeni yılda bizleri yenileyecek hediyeleri paketlemenin tam zamanı.
Perfect olun, Perfect kalın…