Paylaş

“Ben hep mutluyum. Hayatta her şeyi seviyorum “

Merhaba hoşgeldin.
Hoşbulduk.
Öncelikle seni tanıyabilir miyiz?
Tabi ki de. Benim adım Tuana Naz. Türkiye’den geliyorum buraya. 8 aydır burdayım ve 8 yaşındayım.

Nasıl geçiyor burda hayat?
Hayat burda çok güzel. Sevdim burayı.
Hep Toronto’da mı yaşadın?
Evet.
Nasıl buldun burayı?
İlk geldiğimde akşamdı. Uçaktan indiğim zaman babam beni balonlarla karşılamıştı. Hatta videosu facebookta falan var. Sonra eve giderken babam beni lokantaya götürdü. En sevdiğim yemeği yemiştim, yani çorba içtim. Camdan falan bakmadım, yani o gün kendimde bile değildim.
Peki Kanada’yı ilk gördüğün zaman ne düşündün?
Kanada’yı ilk gördüğüm zaman çok beğendim. Çok güzel bir yerdi. Havalar işte geldiğimde sadece iki gün güneş geldi sonra her gün soğuk geldi. Soğuğa hemen alıştım ama daha da soğuklar gelmeye başladığı zaman dayanamadım. Kendime mor bi tane mont aldım.
Ben 8 yaşında bir çocuğu tek başına alışveriş yaparken düşünemiyorum.
Yani annemle ve babamla beraber gidip aldık. Sonra çok kar yağmaya başladığı zaman daha kalın bir mont, bir kar pantolonu, sıkı eldivenler, atkı, bere aldık.

Sen geldiğinde okullar açılmıştı sanırım.
Evet, hatta birkaç ay olmuştu.
Kaçıncı sınıftan başladın?
Aslında Türkiye’de ikiyi bitirmiştim ama burda tekrardan ikiye gidiyorum.
Neden?
İşte orasını ben bilmiyorum.
Sence bu adil mi?
Değil ama burdaki ikinci sınıf anaokulu gibi. Herşeyi biliyorum. Her notlarım iyi. Hatta bazen bilgisayar oynatmaya bile götürüyorlar bizi.

Geldiğinde İngilizce biliyor muydun?
İngilizce hiç birşey bilmiyorum. Hello, my name is Tuana. Onlardan başka bilmiyordum. Bir de renkler ve sayılardan başka.
Nasıl hemen öğrendin peki?
Okul sayesinde ve biraz da televizyon sayesinde öğrendim.
Zor oldu muİngilizce öğrenmek?
Zor bayağı bir oldu. Ama sonra işte anlamaya başlayınca kolay gelmeye başladı biraz. Ama hala biraz zor.
Çektiğin en büyük zorluk neydi?
En büyük zorluklar mesela okuldaydı Mesela bir şey sorulduğu zaman pizza day filan olduğu zaman parayı verirken biraz zorlandım. This is for pizza day dedim, işte parayı verdim. Ama çok korktum pizzayı vermiycekler diye, para yanlış gelcek diye. Ama şimdi çok rahat bir şeklide gidip öyle pizza day filan olduğu zaman hemen paramı veriyorum işte yemek saatinde de bize veriyolar.
Tuana, ilk günlerde okulda seninle alay ettiler mi hiç?
Hayır, hiç etmediler. Hiç kimse etmedi alay.
Nasıl karşıladılar seni?
Beni çok sıcak karşıladılar.
Yani seni yakmaya mı çalıştılar?
Gülüşmeler…
Hayır, öyle değil. Oyun oynarken, ben teneffüste tek başıma napıcam, kimlerle oynıycam diye düşünürken işte benim sınıfımdaki arkadaşlarım geldi, benimle beraber oynadılar. Hiç ben sormadan. Hatta o zamanlar ben de oynayabilirmiyim demeyi bile bilmiyodum.
Peki biraz korkuyor muydun okula başlarken?
Evet, biraz korkuyodum.
En büyük korkun neydi?
Yani her an böyle bişey olucak. Mesela böyle İngilizce biriyle konuşmam gerekicek ama konuşamıycam. İşte o korkular benim için kötüydü
biraz. Aslında öyle bişey olmadı. Hergün okul gittiği gibi gidiyodu.
Bence herkes bilmediği bir şeyi ilk kez yaparken biraz korkar.
Evet, yani yanlış yapcaklar diye korkabilirler. Ama şimdi çok rahatım.
Buna sevindim. Peki önümüzdeki sene üçüncü sınıf olmaktan biraz korkuyor musun?
Hayır, artık korkmam. Ben burda okula gitmeyi çok sevdim. Her şeyi yapabiliyorum. Sınıfta bi tane kutuda tabletler var. Serbest saatlerde oynuyoruz. Bazen bilgisayar oynatmaya bile götürüyolar. En sevdiğim science dersi var, sınıfta deneyler yapıyoruz.
En sevmediğin ders hangisi?
En sevmediğim üçüncü ders. Bizi bi tane halının üstüne koyuyolar, nefes alma verme sporları yapıyoruz. Çok sıkıcı geliyor bana onlar. Mesela evdeyken zaman su gibi akıyor geçiyor ama üçüncü dersteyken zaman hiç geçmiyor.
Peki onun yerine ne yapmak isterdin?
Onun yerine tabletle oynayabilirim.

Sihirli bir tabletin olsaydı ve yazdığın herşey gerçek olsaydı ne yazardın?
Dünyayı gezebilmeyi yazardım. Ve istediğim herşeyi alabilmeyi yazardım.
Dünyadaki herşeye sahip olduktan sonra ne isterdin?
O tableti kimsenin almasına izin vermezdim. Çünkü dileklerimiz karşıabilir. Ama başka insanların da ne isterlerse yazardım.
Bütün isteklerin olduktan sonra ne yapardın peki?
Aslında o tür hayaller bazen kuruyorum ama ben düşündüm, sevdiklerimle olmayı daha çok istiyorum.
Hepimiz hayal kuruyoruz tabi.

Tuana, sence bazı çocuklarda elektronik konusunda biraz bağımlılık olmuş olabilir mi?
Evet, çok bağımlılık oluyor.
Nerden anlayabiliriz bağımlı olduklarını?
Yani tam üç gün oynayınca o zaman ayrılmak istemiyor çocuk.
Peki sence bir çocuk bağımlılıktan nasıl kurtulabilir?
Öğretmeni biraz daha ders vermesi lazım.
Ama öğretmen evde ya da yolda birşey yapamaz ki.
Aslında tabletler okulda kalıyor, eve götürmüyoruz. Evde de oyuncaklarımla oynayarak, matematik yaparak tabletten kurtulabilirim.
Yani tam kurtulmak değil de biraz dengeli kullanmak için fikrini sormuştum.
Yani ben evde oyuncaklarımla oynamayı da çok seviyorum. Bebeklerimin dışında köpeğimi çok seviyorum. Bazen de yastık olarak kullanıyorum çünkü büyük bir köpek.

Gerçek bir köpeğinin olmasını ister miydin?
Hem de çok isterdim. Ama çok sorumlulukları var. Oynamaktan başka ona yemeğini yedirmen lazım, gezdirmen lazım, oynaman da lazım. Yani gözünün içi gibi bakman lazım.
Diğer yandan köpeğinin arkasından temizlemen de lazım.
İşte onu yapamam.
Yani köpeğinin olmasını istiyorsun ama sorumluluklarını istemiyorsun.
Robot köpek olsa çok iyi olur. Kendi işlerini kendi yapar. O zaman sadece bana onunla oynamak kalır bir de onu sevmek. Arkadaşım gibi.

Sence bir robot arkadaşın olabilir mi?
Ben isterdim. Gerçek bir kardeşim gibi davranırdım ona.
Ama onun duyguları yok.
Olsun, ben ona yine bakardım. Paslanırsa yağlarım.
Gülüşmeler…

Harikasın. Bir kardeşinin olmasını ister miydin peki?
Gerçekten çok istiyorum.
Kıskanmaz mısın?
Aslında kıskanmak yerine çok önem vericem ona. Mesela altına kaka yaptığı zaman annemden önce farkedirsem altını değiştiririm. Gerekirse kokuyu almamak için parfüm sıkarım odaya.
Ama kardeşinle herşeyini paylaşmak zorunda olacaksın o zaman.
Olsun. Hatta ona üstlerimi bile veririm. Bana küçük gelen şeylerimi giyebilir. İsterse günlük kıyafetlerimi benden habersiz bile giysin, ona bile kızmam. Onun çok ilgiye ihtiyacı olur diye bir süre sıkıntı yapmam. Annem onu da sevebilir.

Tuana, hayatta seni en çok neler mutlu eder?
Bilmem, ben hep mutluyum. Herşeyi severim.
Seni en çok hangi davranışlar sinirlendirir peki?
Benim doğumgünüm olduğu zaman okulda hoparlörden söylemişlerdi. Herkes bana happy birthday dedi. Bir tane arkadaşım Tuana’nın doğumgünü değil diye söyledi. Ona birazcık sinirlendim.
Nasıl karşılık verdin o arkadaşına?
Hani böyle ne üzgün ne kızgın olursun böyle. İkisinden birazcık filan oldum. İki tane söylediler sonra hiç birşey olmamış gibi devam etti okul.
Sence doğumgünü kutlamak neden önemli?
Doğumgününde çünkü hediyeler gelcek, pasta gelicek. Belki onalrdan olabilir mesela. Benim doğumgünümde sürpriz oldu. Böyle parti gibi biyer vardı. Annem ve babam bana farkettirmeden pastamı aldılar. Çok mutlu oldum.

Sen hayatında hiç sürpriz hazırladın mı?
Annemin doğumgününde babamla pasta aldık. Ben de resim yaptım. Büyüdüğümde daha çok şeyler yapıcam.
Ne zaman büyürsün sence?
12 yıl sonra.
Büyüdüğünü nasıl anlamayı planlıyorsun?
Çok yemek yemem lazım, çok uyumam lazım.
Aklın ne zaman büyür sence?
Aklım böyle yaşlarım büyüye büyüye. Doktor olunca büyür herhalde.

Neden doktor olmak istiyorsun?

Çünkü yaşlılarıma ve çocuklara yardım etmek istiyorum. Onların daha iyi hissetmesine yardımcı olmak istiyorum.

Son olarak senin eklemek istediğin birşey var mı?
Şu anda yok. Yani herşeyi söylemiş gibiyim.
Teşekkür ederim.