Paylaş
” 18 sene çok severek öğretmenlik yaptım…
Geri dönmeyi hiç düşünmedim.”

Hoşgeldiniz.
Sağolun.
Ne zaman geldiniz Kanada’ya?
68’de. 30 Haziran 1968.
50 sene.
Tabi, Haziran’da yarım asır oldu.
50. senenizi kutladınız mı?
Lüzum görmedik.
Peki geliş öykünüz nasıl başladı?
Türkiye’de resim öğretmeniydim. Öğretmenim çalışmazsanız hakkımı helal etmem demişti. İlk olarak ise Erzurum’da başladım. Eşimle orada tanışıp evlendik. O da yedek subaylığını yapıyordu tercüman olarak. Onların çalışma tarzlarını beğendigi icin Amerika’da yasamak isterdi. Talebelikte dışarıya çıkmış, tekrar gelmiş memlekete. Evlendikten sonra yurtdışına gitmek istediğini söyleyince olur dedim. Güvenirim ona, iyi bir insandir. Takıldım arkasına, birlikte geldik. O sıralarda ikinci kızıma hamileydim.

Neden Kanada?
Amerika’yı düşündük. Ama 68 yılında ideal bir yer gelmedi bize.
Dünyanın bir ucuna gitmenize aileniz nasıl bir tepki gösterdi?
Ailem hayır demedi. Eminim üzülmüşlerdir. Geldiğimizde posta hizmetleri grev yüzünden durmuştu. Bir ay ailemiz bizden haber alamadı. O dönem çektiğimiz üzüntüleri hatırlamak istemiyorum.
Türkiye’de hangi şehirdeydiniz?
İzmir’den geldik.
Bu durumda meşhur İzmirli’nin Günlüğünü siz bizzat yaşadınız.
Evet, o hikayeyi duydum.

Siz Kanada için neler söylemek istersiniz?
Güzel bir memleket. Sunulan imkanlar sayesinde başarılı bir meslek hayatım oldu. Çalıştıktan sonra istediğinizi yapabiliyorsunuz. Buraya gelirken büyük bir beklentim yoktu.

Burada sizi karşılayan oldu mu?
Hayır. Öyle fazla paramız da yoktu fakat kendimize güvenimiz vardı. İlk geldiğimizde mobilyalı bir ev tutmuştuk. Fakat koltuğun bacağı kırık, ancak duvara yaslayınca durabiliyor. Sonra yavaş yavaş çalışarak herşeyi kendimiz yaptık.

Buraya alışmakta zorluk çektiniz mi?
Özellikle yiyecekler konusunda çok zorluk çektim. Tabii yiyeceklerle büyüdük. Şimdi herşeyin genleriyle oynanıyor. Eskiden bu kadar kötü değildi ama, bazı sebzeler bulunmuyordu. Geldikten 2 sene sonra Montreal’e gezmeğe gittiğimizde çarşıda patlıcan görünce ne kadar sevinmiştim.
Gelir gelmez çalışmaya başlayabildiniz mi?
Hayır. Türkiye’de çalışıyordum fakat küçük kızım doğduktan sonra bir müddet onunla ilgilendim. O ara zaten çalışamazdım. Okulda ikinci lisan olarak Fransızca almıştım; İngilizcem yoktu.
İngilizceyi nasıl öğrendiniz?
Okulda.
Peki lisan öğrenmek için bir kursa mı gittiniz Toronto’da?
İngilizce ve meslekle ilgili pek cok eğitim aldım . Önce İngilizce öğrendim, sonra bir reklam şirketinde bir iş buldum. Towers isimli bir mağazalar zincirinin merkez ofisinde çalışıyordum. Sonra başka bir işte çalışmaya başladım. Uzak mesafede olduğu için, iki sene çalıştıktan sonra işi bıraktım. Bir müddet çalışmaya ara verdim. Annem babam geldi buraya; onları gezdirdim.

Türkiye’de de reklamcılıkla ilgilenmiş miydiniz?
Hayır, Türkiye’de resim öğretmeniydim. Öyle grafik artla falan pek ilgim yoktu. Bana verilen fırsatları iyi değerlendirip çalışarak öğrendim diyebilirim.

Bu alanda eğitim aldınız mı?
Aldım. George Brown Kolej’in bir senelik kursunu bitirdim. O dönemlerde şirketler okullara talebeleri için iş teklifi sunardı. Okul sayesinde çok iyi işler buldum.
Staj yapmaları için mi?
Hayır. İş icin. Okul beni bir şirkete gönderdi. Orada görevli kişi portfolyoma baktıktan sonra beni işe alabileceklerini fakat benim orada çalışmaktan memnun kalmayacağımı söyleyerek beni bir başka yere yönlendirdi. Bunu yaparken de oradan randevu almanın çok zor olduğunu fakat bunu başarabilirsem işe alınma ihtimalimin kuvvetli olduğunu söyledi. Hakikaten de öyle oldu. Beni yönlendirdikleri şirket sektörde Kanada’nın 10 büyük şirketinden biriydi.
Kaç yılında?
1980.
Orada çalışma ortamınız nasıldı?
Gayet memnundum. Orada her sene bir yıllık çıkardı. Hangi şirketlerle iş yapılmış, çalışan art direktörlerin başarıları gibi teferruatlı bilgiler yer alırdı. Kolej de gönderdikleri talebelerin başarısını takip ederdi. O yıllığı okumuşlar; beni çağırdılar. Kolejde öğretmenlik teklif ettiler. Sevinç gözyaşlarına boğuldum. Geldiğimde okulların açıldığı dönemde içim burkulmuştu ben artık öğretmen olmadığım için. Hala duygulanırım; çok seviyorum öğretmenliği.
Bir müddet yardımcı öğretmen olarak denediler. Sonra full time iş verdiler. 18 sene öğretmenlik yaptım.
Hangi dersi öğrettiniz?
Advertisement. Önce 1 senelik bir program vardı. Geçmişinde o işi yapmış fakat Kanada tecrübesi olmayan kişilere eğitim veriyorduk. Lise, kolej mezunu; hatta profesör olan öğrencim bile oldu.

Bu Canadian Experience dedikleri hep varmış yani.
İnsanın yaşadığı yere uyum sağlaması gerek. Ben hep mücadele ettim. Her sene kendimi geliştirmek için kurslar aldım. Az önce bahsettiğim o bir senelik program hükümet desteğiyle açılmıştı, sonra kapandı. Ondan sonra grafik departmanında 4 senelik programa sadece beni aldılar öğretmenlerin içinden. Ben Kanada’da doğmadım, İngilizce anadilim değil ama tecrübem vardı, kendimi sürekli geliştiriyordum ve bana güveniyorlardı.

Öğrencilerle aranız nasıldı?
Genel olarak çok iyiydi. Benim sınıfımda bile olmayan öğrencilerin benden yardım istediği olurdu. Çok seviyordun işimi. Bildiğim şeyi göstermeyi severim. Ayrıca bu yardımlar kendime de yatırım oluyordu.
Adınızı telaffuz edebiliyorlar mıydı?
Tam olmuyordu ama bazıları söyleyebiliyordu. Dünyanın farklı memleketlerinden gelmiş onca öğrenci vardı.

Birçok farklı kültürden insanla bir araya gelmiş bir öğretmen olarak burada ayrımcılık ya da dışlanma gibi durumlarla karşılaştınız mı?
Öyle birşey görmedim. Zaten reklam şirketlerinde hep zamanla yarışmak zorunda olduğumuz bir işimiz olduğu için bu tip şeylere kimsenin fırsatı da olmazdı. Ben öyle ofis dedikodularına da pek karışmazdım. Evim Brampton’da işim North York’daydı. Sonra kolejde çalışmaya başlayınca şehir merkezine gidip gelmek zorunda kaldım. Çocuklar da küçüktü. Arada dışarıya özel işler de yapıyordum. Kısacası ben hep meşguldüm.

Hergün Brampton – Toronto seyahati yapmak zor olmadı mı?
Evet, zordu. Taşınmak istedik. Fakat çocuklar okullarını değiştirmek istemediler. Biz de çözümü işin çok olduğu zamanlarda benim kalabilmem için Toronto’da bir küçük daire almakta bulduk.
O zamanlarda yatırım yapmak daha mı kolaydı?
Aslında değildi. O ara işim iyiydi. Ama 80’lerden önce faizler %9.5 civarındaydı. Brampton’daki evimizi öyle almıştık. Sonra %22.5’a çıktı.
Aman allahım!!!
Çok kişi evini kaybetti. Ben çalışıyordum. Eşim bu kararı bana bıraktı. Gözümü kararttım, aldım.
Fakat oldukça zor bir karar olsa gerek.
Kendime güvenirim. Bir şeyi yapmadan önce çok düşünürüm. Eğer o işin önce aileme sonra başkalarına zararı dokunmayacaksa ve o işten aileme bir fayda gelecekse yaparım. Yani aklıma koyduğum ve doğru gördüğüm şeyi iyice düşündükten sonra yaparım.
Keşke dünyada sizin gibi insanlardan daha çok olsa…

Bu arada bu kadar yoğun bir iş yaşantısıyla aile yaşantınız nasıl gidiyordu?
Eşim de çok çalıştı. Geceleri bile çalıştı. Aynı zamanda sosyal yaşamda da hep aktif oldu. Hala camiye yardımları olur. İşten geldiğimde cok zaman çocukları alıp dışarıya yemeğe götürürdüm. Evde olduğum zamanlar akşamdan hazırlık yapardım ya da haftasonları ne ihtiyaçları varsa giderirdik. Cok şanslıyım. Becerdiler yavrularım. Hayatta kaldık.

Türkiye’den kimse size yardıma gelmedi mi?
Kimse gelmedi hayatım. Kızkardeşim hamileydi, annem ona yardım etmek zorunda kaldı. Geldiklerinde burada 1 ay zor kaldılar.
Burada akrabalarınız var mı?
Eşimin erkek kardeşi vardı ama uzaktalardı. Sonra onlar da döndüler. Hep yalnızdık. Birbirimize yettik herhalde.
Ailenin içinde huzur olunca tabi. Bir de bir süre sonra buradaki dostlar akraba gibi oluyor.
Doğru ama çalışınca çok fazla sosyalleşilmiyor. Çalışmadığım, 70’lerden önce haftada 2 defa Exhibition’a giderdik. Çok tatlı zamanlar geçirdik.
Türkiye’ye sık sık gidiyor musunuz?
Emekli olduktan sonra gidiyorduk. Fakat son 4 senedir pek gidemedim.
Eski zamanlarla şimdiyi kıyaslayınca aradığınızı bulmak açısından büyük gelişmeler var tabi.
Var tabi. Eski günleri, memleketimi çok özlüyorum.

Türkiye’ye temelli dönmeyi hiç düşündünüz mü?
Hiç düşünmedim. Yuvarlanan taş yosun tutmaz. Ama isterdim ki oradaki gençlere yardımım olabilseydi.
Peki bugünkü aklınız olsa aynı cesareti gösterebilir miydiniz?
Kesinlikle evet.

Yeni gelenlere ne tavsiye edersiniz?
Hiçbir şey tavsiye etmem. Gönülleri ne istiyorsa onu yapsınlar.

Başarılı olmak için?
Başarılı olmalarını elbette isterim. Dürüst, cesur olsunlar. Yeteneği olduğu konuda eğitim alıp çok çalışsınlar.

Çok teşekkür ederiz.