Paylaş


İSHAL
İshal olan adam, durumu gittikçe kötüleştiğinden hastaneye gitmiş. Oldukça kalabalık olan bekleme odasında dosyaları karıştırıp adamı psikoloji ünitesine almışlar.
Birkaç gün sonra adam bir arkadaşına denk gelmiş. Sokakta ayaküstü konuşurlarken arkadaşı
– İshalin geçti mi, diye sormuş.
Adam yanıt vermiş.
– Yoo, geçmedi. Tersine daha da kötüleşti. Hatta günde birkaç kez pantolon değiştirdiğim oluyor. Ama hastaneye gittiğim iyi oldu. Artık kafama takmıyorum.


SIRITAN CESETLER
Savcı morgdaki cesetleri inceliyordu. Birinci ceset sırıtıyordu.
Savcı nedenini sorduğunda görevli
– Bu piyangodan büyük ikramiyeyi kazanmış. Sevinçten kalp krizi geçirmiş.
İkinci cesetin sırıtma sebebini soran savcıya görevli yanıt vermiş.
– Bunun yedi kızdan sonra oğlu olmuş. Sevinçten kalbine yenik düşmüş.
Üçüncü cesedin de sırıtmasına şaşkınlıkla bakan savcıya görevli hemen bir açıklama yamış.
– Bunun üzerine yıldırım düşmüş.
– Eee, neden sırıtor peki?
– Fotoğrafı çekiliyor sanmış.


YABANCI DİL
İki arkadaş Sultanahmet’te gezerken bir turist yanlarına yanaşıp bir adres sorar.
– No English, diye cevap verirler.
Turist bu kez Fransızca sorar. İkisi de başlarını iki yana sallayarak anlamadıklarını belirtirler. Turist Almanca sorduğunda da sonuç değişmez.
Çaresiz kalan turist yanlarından ayrıldıktan sonra iki kafadar konuşmaya başlar.
– Oğlum, bir yabancı dil öğrenemedik gitti, der biri epey üzgün bir şekilde.
Arkadaşının bu kadar hayıflanmasına anlam veremeyen diğeri cevap verir.
– Öğrensek ne işe yarayacak ki. Bak adam üç lisan öğrenmiş, hala derdini anlatamıyor!


SAVAŞÇI
Temel’le Dursun mezarlık ziyaretine gitmişler. Yanyana üç mezarın önüne geldiklerinde Temel anlatmaya başlamış.
– Haçan bu benim büyük dedem. Rus Harbi’nde Ruslara karşi savaşti. Bu dedem. Çanakkale Harbi’nde İngiluzlara karşi savaşti. Bu da babam, Kurtuliş Savaşı’nda Yunan’a karşi vuruşti.
Hava atmaya doyamayan Temel
– Ben de Kore’de savaştim, deyince Dursun dayanamayıp lafa atılmış.
– Ula senun da ne geçimsuz bir sülalen varmış!