Paylaş
paper family on pink background

Merhabalar efendim,
Gördüğüm kadarıyla, başını kaşımaya vakti olmayan dostlarımın çoğunluğu sosyal medyada laf ya da like yetiştirmekle meşgul aslında. Gerçi oralarda da durum iç açıcı değil, farkındasınızdır. Ne öyle eskisi gibi kedi köpek videoları, örgü modelleri paylaşılıyor ne de özenle kurulmuş sofralar rağbet görüyor. Kafamı nereye çevirsem dert, keder, kan, zulüm. Neden hep gözyaşı kahkahadan daha çok like alıyor, merak ediyorum doğrusu.
Hayvanlara işkence yapılıyor. Sokak ortasında kadınlar dövülüyor. Doğa desen insan elinde inim inim inliyor. Ama insan yavrusu başka bir değere, öneme sahip herhalde; hayatta olduklarının bile farkında olmayan o bebelere yapılanları gördükçe benim aklım duruyor, yüreğim sıkışıyor. Gördükçe dediysem de lafın gelişi. Seyretmeye yüreğim el vermiyor ama okuyorum. Haftasına kalmadan unutulup giden bu dram serisini okuyorum, ağlıyorum. Çocuklar öldürülecekse niye doğuyorlar?
İnsanoğlu, insan yavrusunu binbir farklı şekilde öldürme kabiliyetine sahip. Ne kabiliyet ama. Engelli olduğu için ahıra bağlanıp da aç susuz ölüme terkedilen mi istersiniz, tecavüze uğrayıp içi parçalanan mı… Sorsan evlat en tatlı meyve ama en kolay gözden çıkarılanlar da çocuklar. Hele de çocuk başkasının çocuğuysa. Kısacası, neresinden tutulsa elde kalan bir mesele. Kişi, aile, toplum, devlet herkes biraz suçlu yani.
Çocuklarınızı yalnız bırakmayın öneriler iancak çocuğa şiddet ya da bir cinsel taciz vakası gündeme geldiğinde ortaya atılıyor. Zaman eski zaman değil, babamıza bile güvenmemeliyiz, amenna. Fakat evin güvenliğinde oynanan mavi balina oyunu daha mı az tehlikeli? Yok canım, tecavüzle internet oyununun ne alakası var demeyin, var. Biz orada, onlarla olmadığımız için hasta insanlar ve hasta toplumlar üretiyoruz. Biz onları yalnızlığa mahkum ettikçe bu çocukların sonu ölüm oluyor. Öldürülüyorlar. Bedenleri olmasa ruhları öldürülüyor. Sosyal medyadaki çocuk fotoğraflarına bakın. Marka bataklığına saplanmış çocuklar, daha ergen olmadan o güzel yüzlerini kozmetiklerle zehirleyen kızlar, elektroniklerin güdümündeki çocuklar. Tecavüze uğramıyorlarsa, dayak yemiyorlarsa, aç bırakılmıyorlarsa yaşıyorlar mı demek? İçleri çürüyüp elde bir kuru kabuk kaldıktan sonra büyüyünce de insaniyet bekliyoruz insanlığı en donuk şekliyle öğrenen bu bebelerden.
Dikkat ediyorum, özellikle okul harici zamanlarda, yaz tatilinde mesela, çocuklarımı nasıl oyalarım sorularından yıkılıyor ortalık. Ben bu soruları nasıl daha az anne ya da baba olabilirim şeklinde anlıyorum. Sevgisini harcadığı parayla ifade edebilen, saygısını diplomalara kilitlemiş, saldım çayıra mevlam kayıra mantığındaki kaç aileden dünyaya faydalı bir birey yetişmiş ki bugüne kadar. Bence bu anne-baba dediğimiz üreticiler her daim gerekliler. Zaten bu yüzden sıfatları anne, baba, aile. Çocuğuma nasıl bir dünya bırakıyorum ve dünyaya nasıl bir çocuk bırakıyorum sorularını sormadan da aile olunduğuna bir türlü ikna olamıyorum açıkçası. Emek vermeden yemek olmuyor yani. Yemek demişken, karnını doyurmakla da bitmiyor bu iş, ruhunu da doyurmak gerek çocukların.
Yediği önünde yemediği arkasında…
Saçımı süpürge ediyorum yine yaranamıyorum.
Ne yapıyorsam çocuklarım için…
Sevildiğini bilmiyor…
Herkesin aşina olduğu cümleler bunlar. Dışarda en kral aile görünenler, akşam yemeğinde ağzının içinden iki kelime mırıldanıyor, sonra herkes kendi dünyasına dalıyor. Maç da çocuklardan önemli, dizi de. Oysa evladı için canını bile gözünü kırpmadan feda eder her anne baba değil mi?
Nasılsın diye sormakla da bitmiyor bu iş. Çünkü nasılsın diye sorulduğunda iyiyim demeyeni duymadım daha. Bence satır arasında saklı olanı bulma maharetidir aile olmak.
İki gündür en yakın arkadaşımla küsüz
Yaz bitip okul açılınca yine alay edecekler
İlk defa aşık oldum, ne yapacağım
Yine kavga ediyorsunuz
İntihar etsem kimse beni özlemez
Mutlu değilim

Çocuk iyiyim dedi işte.
İyi misin evladım? Gerçekten iyi misin!
Behçet Necatigil’in Sevgilerde isimli bir şiiri vardır; ‘Sevgileri yarınlara bıraktınız’, mısrasıyla başlar. Bence en sevgili varlıklarımız olan çocuklarımızı düşünerek bu şiiri bir de öyle okumaya değer. Özellikle de büyüyüp adam olmalarını beklemeyin; onlar şimdi de insan.
Bence yaz bitmeden aile olduğunuzu hatırlayın.
Perfect olun, Perfect kalın…