Paylaş

Pazar Sabahı.

Günler kısaldı artık…

Güneş geç doğuyor, erken batıyor.

Ben yine, herzamanki gibi erken uyandım.

Fincanıma kahvemi doldurup pencenin önündeki koltuğuma oturdum.

Doğuda, gökyüzünün kızıldan sarıya sonra maviye dönüşünü seyrettim.

Hava yeterince aydınlık olduğunda dışarı çıktım.

Özellikle Covid-19 döneminde yürüyüşleri aksatmamak lazım.

Sabahları serin olmaya başladı artık.

 

Ana caddenin köşesindeyim…

Tek bir araç geçmiyor, Pazar sabahının köründe.

Parkın içine girdim…

Henüz hiç kimse köpeklerini gezdirmeye çıkmamış.

Dün parkta oynayan çocuklar eşyalarını unutmuşlar yine.

Bir yelek, bir atkı, bir de sol eldiven…

Kale direğinin yanında da bir futbol topu duruyor.

 

Ördekler derede sabah banyolarını yapıyorlar.

Parkın öbür ucundan ormana girdim.

Üç farklı yüyüş parkuru var ormanın içinde.

Ben, 2 numarayı seçtim bu sabah…

Bu parkurun adı Tim’s Trail.

Timbits hatırlatıyor bana : )

 

Durdum… Dinledim… Tam bir sessizlik!

Doğanın huzur veren sakinliğini hissediyorum.

Sessizliği bozan yine bir sincap çığlığı oldu.

Allahsız sincaplar! Sürekli çığlık çığlığa yaşıyorlar.

Yürüyüş yolunu örten sarı yaprakların üstünü çiğ kaplamış.

Yapraklardan bir halı var bütün parkurda.

 

Bir ceylan, dallarda kalan son yeşil yaprakları yiyor.

Beni farkedince durdu.

Ben de durdum…

Bir süre beni izledi, sonra iki adım geri çekilip yaprakları yemeye devam etti.

 

Yürümeye devam ediyorum…

Ağaç diplerinde renk renk mantarlar var.

Fotoğraflarını çektim.

Minik minik kurbağalar yaprakların arasından zıplıyorlar.

Üstelerine basmamak için bastığım yere dikkat ediyorum.

 

Sol tarafımda, alçak bir ağaç dalında oturan atmacayı farkettim.

İlk defa, bir atmacayı yere bu kadar yakın görüyorum.

Hemen elimi telefonuma attım…

Fotoğrafını çekeceğim!

Kaçtı!…

 

Ormanın iç taraflarından bir baykuş sesi duyuldu.

Avcı bir atmacanın tepemizde dolandığını diğer hayvanlara haber veriyor olmalı.

Sonra yine derin bir sessizlik…

Sadece kendi nefes alış-verişimi duyuyorum…

Bu defa bir karga sessizliği bozuyor…

Gülüyorum kendi kendime.

 

Tam bir saat sonra tekrar evimin önündeyim.

Sevgili Sinço beni bekliyor.

Bir çanak fıstık veriyorum, her sabah olduğu gibi.

Garip bir ses çıkarıyor yüzüme bakıp.

“Birşey değil, afiyet olsun” diyorum…

 

Tarihimizin en önemli günü, en büyük bayramımız; Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun. Atatürk’ün kurduğu ve genç nesillere emanet ettiği Cumhuriyetimiz sonsuza kadar payidar kalacaktır.
Tabiat Ana’nın, Ekim ayında ağaçlara verdiği güzellikler gibi renkli  ve “Perfect” bir hayatınız olsun!