Paylaş

Hepimizin bildiği üzere yeni normale dönüş çoğu şehirde olduğu gibi Toronto’da da başladı..
Önce kafeler ve restoranlar patiolarında hizmet vermeye başlarken, bizler de yavaş yavaş sosyal hayatımıza dönmeye başlıyoruz.
Elbette maskeyle..
Maskeyle gittiğimiz alışveriş merkezleri, kuaförler, restoranlar derken, sosyal çemberimizi gittikçe arttırıyoruz. Ama siz de benim gibi bu açılmaları garipseyenlerdenseniz, hiç de yalnız değilsiniz.. Sosyal anksiyete, kalabalığın üstünüze üstünüze gelmesi kolay kolay unutulacak durumlar değil. Ama olsun, artık kafelere rahat rahat gidebilmek, yan kaldırımda hapşıran birinden vebalıymışçasına kaçmadan yürüyebilmek, yakın arkadaşlarınıza “aşılıyım ben yaaaa” diyip sımsıkı sarılabilmek.. Bunların tadını da özlemişiz değil mi?
Pandemi dönemi anksiyete bozukluğunu maalesef arttırdı. Pandeminin, mevcut yorgunlukları, sıkıntıları ve korkuları bir kaç kat arttığı, değişen alışkanlıklarımız, belli bir şekilde yaşamaya zorlanarak, özgürlüklerimizin elimizden alınması uzmanlar tarafından da belirtildiği üzere daha çok yıpratıcı ve yorucu olan hayatımıza psikolojik sorunlar da eklemiş bulundu.
Bu dönemde kendimizi biraz olsun koruyabilmek için daha sağlıklı yaşamanın yollarına yönelebiliriz. Gerek beslenmemiz gerek sporumuz olsun hala güzel olan havaları değerlendirerek kendi kendimizi motive etmeye yöneltebiliriz. Evet, açılmalar başladı, evet kalabalık yerlerde darlanıyor olabiliriz. Sürekli kolonya ve dezenfektan kullanımına kendimizi kaptırmış olabiliriz ama özellikle Toronto gibi bir şehirde kendimizi daha iyi hissedeceğimiz ormanlık alanlar, parklar, bahçeler veya tarlalar bulabiliriz. Kendimizi doğa yürüyüşleri ile motive ederken tek tük de olsa arkadaşlarımızla yavas yavas sosyalleşebilir, özlemini duyduğumuz o kafelerin, restoranların tadını çıkarabiliriz.
Evet, maalesef sizler de benim gibi farkındasınız… Bu açılmalar, bu delta varyantları sonrası bizi yine yoğun karantinalı bir kış bekliyor. Sizler de geçtiğimiz koskoca kış boyunca elinizden geleni yaptığınız gibi yine tükenmişlik sendromunu bir kenara bırakıp, ama tedbiri kesinlikle elden bırakmadan biraz olsun özlemini çektiğiniz ama su an size garip gelen (son bir senedir yapmadığınız için) aktivitelere parmağınızı hafiften daldırabilirsiniz.
Yeni normal dediğimiz yaşam, maalesef, hem ekonomik olarak hem de günlük hayatta bizlere derin izler bırakacak bu ortama alışmamızı kapsıyor. Hemen her ülke gibi Kanada da ister istemez çok etkilendi maddi manevi kayıplardan. Şimdi yavas yavaş da olsa işe dönüş, ekonomiyi canlandırma ve varolan etkileri azaltma girişimleri başladı.
Diğer yandan, pandeminin varlığı digitalleşme alanında pozitif etkiler bıraksa da bizlerde de ekran yorgunluğunu en yüksek seviyelere taşımış bulunmakta. Artık asla olmaz dediğimiz konuların online olarak halledilebilmesinin, sanat ve sanatçıların bile digital ortama uygun alt yapılar geliştirmiş olmasının yeni normalin biraz da ekran başı olacağının göstergesi olduğunu düşünüyorum.
Turizme olan açlığımız maalesef bu sektörün de pandemi sürecinde büyük darbe yemesinden dolayı bir anda açılımlardan pozitif etki yapamasa da hemen hepimizin bu süreç sonrası korka korka da olsa bir tatil, aile bireyleri ile birleşme arzusu azımsanamaz.
Bu süreç içerisinde talihsiz kayıplar aile ve dostlarımızın önemini bizlere daha da derinden yaşattı. Hepimiz bir an önce kavuşma ve görüşme hayalleri kurarken, uçak yolculukları, oteller, aşı pasaportları , PCR testleri vb gibi bir sürü bilgi ve bilgi kirliliği de maalesef yeni normalin gündemini oluşturuyor.
Sizlere naçizhane tavsiyem, bir an önce ruh ve beden sağlığınıza dikkat etmeniz, tedbiri elden bırakmayarak bu açılmalara uyum sağlamaya çalışmanız ve hepimizin özlemle beklediği kavuşma anlarını iple çekmeye devam etmeniz.
Sevgiyle kalın, Azer