Paylaş

“Yaptığın işi sevmiyorsan, o işten birşey bekleyemezsin”

Murat Toy’la birlikteyiz. Hoşgeldin
Siz de hoşgeldiniz
Seni kısaca tanıyabilir miyiz? Müziğe nasıl başladın mesela?
Müzik hep içimde bir tutkuydu. Daha ortaokuldayken başladım diyebilirim. Müzik hocamın ismini bile hala hatırlıyorum: Şenay Cikcikoğlu. Enteresan bir başlangıç oldu benim için. Koro için sesi güzel öğrencileri seçiyorlardı. Beni denedi ve koroya girdim. Sonrasında solo seçimlerinde daha ilk denemede seçildim. O günden sonra müzik hayatım 3 kıtada devam etti.
Peki profesyonel müziğe geçişin nasıl oldu?
Profesyonel müzik hayatım Gaziantep’te başladı. Özel günlerde sahneye çıkarak başladım.
Çocuk sanatçıydın sanırım.
Evet, doğru. Ortaokulun son sınıfında İstanbul’dan içinde Hakkı Bulut, Yıldız Tezcan gibi dönemin önemli sanatçılarının da olduğu bir ekip geldi. Benim ismimi duymuşlar. Çevre şehirlerdeki turnelerine beni de götürdüler, sahneye çıktım. Okul kitaplarımı bırakıp o grup ile birlikte turneye çıktım. Eve 2 yıl sonra dönebildim.
Ailen bu durumu nasıl karşıladı? Aileler önce eğitim derler.
Aynen. Hiç iyi karşılamadılar tabi. Ama müzik aşkı benim içime bir kere girmişti. Gözüm başka şey görmüyordu.
Ne yaptın bu 2 yıllık turnede?
Türkiye’nin hemen hemen bütün illerine gittik. O arada büyük sanatçılar hep değişiyordu. Ama ben Küçük Murat olarak hep kadrodaydım.
Ailende müzisyen var mıydı?
Hiç müzisyen yoktu.


Türkiye’de böyle popülerken yurtdışı fikri nasıl gelişti?
Kışın Bursa Uludağ’da, yazları ise sahil bölgelerinde sahne alıyordum. Yurtdışı hep dikkatimi çeken bir konseptti. Başka ülkeler görmek, oralarda yaşamak ve müziğimi oralarda ilertip devam etmek fikri kafamın bir yerlerinde hep vardı.
Türkiye’den Kanada’ya uzun bir yol almışsın.
Hayır, ilk durağım Hollanda oldu. Hatta Hollanda’ya ayak bastığım ilk gece sahne aldım ve aynı yerde 3 yıl boyunca müzik yaptım.
Hollanda’da ne kadar kaldın?
5 yıl kaldım.
Oradaki müzik hayatın nasıldı?
Çok iyiydi. Zaten bir takım araştırmalar yaparak gitmiştim Hollanda’ya. Orada akşam 6-11 arası bir Türk restoranında, 12’den sonra da bir başka işletmede sahne alıyordum. 3 yıl boyunca hergün bu tempoyla devam ettim.
Oldukça yorucu olmalı.
Evet, fakat insan yaptığı işi çok sevince yorulmuyor.
Peki Kanada’ya gelişin nasıl oldu?
Kanada hep ilgimi çeken bir ülke oldu. Coğrafyası, doğal güzellikleri ile gidilip görülmesi gereken bir ülke diye düşündüm hep ve gelince de bir daha vazgeçemedim.
Ne zaman geldin Kanada’ya?
1996 yılında.
Gelir gelmez çalışma imkanı bulabildin mi?
Evet. Tam da o zamanlarda bir restoran açılmıştı. Hemen orada işe başladım. Sonra Toronto’nun nüfusunun fazlalığından dolayı daha aktif bir yaşamı olduğunu gördüm ve Toronto’ya yerleştim.
Toronto’ya ne zaman geldin?
98 yılıydı.
20 yıldır Toronto’dasın.
Tabi arada Türkiye’ye gidip geliyorum.


Oradaki müzik dünyasıyla bağlantıların devam ediyor mu?
Tabiki. Genelde her yıl gidiyorum ve her gittiğimde bir televizyon programında yer alıyorum. Önümüzdeki Ocak ayı ile ilgili bir takım projelerimiz var yine. Türkiye’nin önemli televizyon kanallarından birinde yer alacağım.
Biraz da albümlerinden konuşabilir miyiz?
Türkiye’de Küçük Murat olarak bir kasetim var. Onun dışında 4 albüm yaptım. Hepsini de Kanada’da yaptım.
Ufukta yeni bir albüm var mı?
Elbette, şu anda yeni albüm çalışması devam ediyor. Önce yeni bir besteyle bir single gelecek. Klip İstanbul’da çekildi. Şu anda yapım aşamasında.
Senin kendi bestelerin var mı?
Evet. Bu yeni albüme kendi bestemi de alarak bir sürpriz yapmak istiyorum.
Solistliğin dışında bir enstrüman çalıyor musun?
Elektro-bağlama çalıyorum. Uzun zamandır sahnede kullanmıyorum ama keyboard da çalıyorum.
Sence Türkiye’de kalsaydın nasıl bir müzik hayatın olurdu?
Bambaşka bir yerde olurdum tabi. Sanatçının sesinin güzelliğinin yanında sahne yeteneği de gerekiyor. Senelerin bana vermiş olduğu tecrübe ve profesyonellikle mutlaka çok güzel bir noktada olurdum diye düşünüyorum.
Başarının sırrı bunlar yani?
Tüm bunların öncesinde müziği sevmek gerek. Ben işimi çok severek yapıyorum. Aslında bu her meslek için geçerli. Yaptığın işi sevmiyorsan, o işten birşey bekleyemezsin. Ayrıca geniş kitlelere hitap edebilmek için çok geniş bir repertuar da gerekiyor.
Çok doğru. Peki sahne hayatın bu kadar yoğunken ailene nasıl vakit ayırabiliyorsun?
Burada eşimin insanüstü gayreti devreye giriyor. En büyük destekçim eşim. Perfect Gazete aracılığıyla da kendisine bir kere daha teşekkür etmek isterim.
Peki çocuğun müzik hayatına atılmak istese tepkin ne olurdu?
Ben profesyonellikten yanayım. Ancak konservatuar eğitimi alırsa kabul ederdim.
Geleeğe dair hedeflerin neler?
Hedeflerime ulaştım sayılır. Konserler verdim, albümler çıkardım, televizyon programları yaptım.
Son olarak Murat Toy eğlenmek için ne yapıyor?
Sahnede, işimi yaparken eğleniyorum.
Teşekkür ederiz.