Ana Sayfa Yazarlar Kanada Günlüğü KEYF-İ YONGE

KEYF-İ YONGE

Ekim 2017

3104
0
Paylaş

Her şehrin bir gözde caddesi vardır. Ankara’nın Tunalı Hilmi’si, İzmir’in Kordon’u, İstanbul’un Bağdat Caddesi veya İstiklal’i… Şehir hayatı bu caddelere odaklı olarak yaşanır. Günün her saati canlıdır oralar.

Toronto’yu tam ortadan ikiye ayırıp, adeta bir şah damarı gibi her yöne hayat veren caddesi, Yonge Street başlı başına bir semboldür. Sadece, Ontario Gölü’nden başlayıp Simcoe Gölü’ne kadar uzayan 1896 Km uzunluğuyla dünyanın en uzun ana caddesi değil Yonge Street’i sembol yapan. Toronto’nun sosyal ve kültürel hayatının tam bir yansımasıdır Yonge.

Kanada’nın kültürel zenginliğini gösteren rengarenk insan kalabalığı arasında şehrin yerlisi ve turist birbirine karışır bu caddede. Kimi koşarak işine yetişmeye çalışırken, birisi yolun ortasında durup özçekim yapar. Bir diğeri Tim Horton’s dan aldığı mis gibi kahvesini yudumlayarak keyifle yürürken, yanıbaşından kepinin üstüne kulaklığını takmış bir kaykaycı, müziğin ritmiyle süzülüp geçer yanından. Her ne amaçla ve her ne şekilde yürüyor olsa da insanların yüzünde hep bir tebessüm hep bir mutluluk görürsünüz. Sadece Kanada’ya özgü tebessümdür o insanların yüzlerindeki.

Şehrin tam ortasında olmasına rağmen aydınlık bir caddedir Yonge. Yolun iki tarafındaki binalar yola gelen güneş ışınlarını kesmeyecek şekilde planlanmıştır. Bu yüzden olsa gerek, pırıl pırıl güneş ışınlarıyla neon ışıklarının renkleri sürekli dans ediyor gibidir gözünüzün önünde.

Dilerseniz; Yonge Street üzerindeki turunuza başlamadan önce hemen sağında ve solunda yakın mesafelerdeki iki güzel yapıyı ziyaret edebilirsiniz. Toronto’nun en eski ve ana tren garı olan Union Station ve diğer tarafta St.Lawrence Market. Özellikle ağzının tadını bilenlerin ikinci adresi olan bir pasaj.

Yonge Street üzerinde Güneyden Kuzeye doğru yapacağınız bir yürüyüş, gerçekten hem bir kültür turu hem de eğlenerek geçireceğiniz bir gün olacaktır. Özellikle fotoğraf meraklılarının sadece Front Street – Dundas Square aralığında en az 50+ kare güzel poz yakalayacaklarının garantisi var.

Ben yürümem, hem keyifli hem daha hızlı bir tur yapayım diyenler, günlüğü 7 Dolar’a bisiklet kiralayabilirler. Üstelik günün sonunda bisikleti aldığınız noktaya geri getirmeniz gerekmiyor. İstediğiniz bir bisiklet istasyonuna bırakabilirsiniz. Daha da rahatıma düşkünüm, illaki taşıt olsun diyenler hop-on hop-off turistik otobüs turuna katılabilirler. Otobüsten istediğiniz durakta iner, görmek istediklerinizi görür sonra aynı biletle bir sonraki otobüse binip turunuza devam edebilirsiniz.

İster TIFF zamanı olsun isterse başka bir vesileyle, eğer Elgin & Winter Garden Theatres’de bir film seyretmediyseniz lütfen en kısa zamanda bir film programı yapın ve bu keyfi yaşayın. Bunun yanısıra, Ed Mirvish Theatre’da “Beautiful” Carole King Müzikali devam ediyor. Henüz görmemiş olanlara tavsiye ederim. Yada; Eaton Center’daki alışveriş gününüzün sonunda hemen yolun karşındaki AMC Cinema’da vizyon filmlerinden birine girerek günü tamamlayabilirsiz.

Dundas Square’deki Hard Rock Cafe kapandı diye üzülmeyin. Aynı sırada biraz daha Güney’de 3 Brewers kendi imalatları biralarıyla leziz menülerini sunmaya devam ediyor. Tabii ki; Yonge üzerindeki yemek-içmek noktaları bununla sınırlı değil. The Duke of Gloucester (Yonge & St Mary Str) veya North 44 (2537 Yonge Str) en popüler yerlerden sadece iki örnek. Karnınız acıkmamış bile olsa Movenpick Marche’nin tatlı büfesine uğramadan veya taze sıkılmış meyve kokteyllerinin tadına bakmadan geçmeyin lütfen.

Yonge Street üzerinde yapabilecekleriniz sadece yemek içmek ve alışverişle sınırlı değil. Sokak sanatçılarının birbirinden güzel performanslarını dinleyebilirsiniz. Bir yanınızda Hz.İsa’nın gelip işlediğiniz günahlardan hesap soracağını anlatan bir vaizi, diğer yanınızda huzura kavuşmak için Kur-an okumanızı tavsiye eden bir imamı dinleyebilirsiniz. Ya da bir fincan kahve ikram edeceğiniz bir evsizden çok enteresan hayat hikaleri dinleyebilirsiniz. Daha da güzeli, tüm bu renkli görüntüleri fotoğraf makinenizle ölümsüzleştirebilirsiniz.

Ben bunların hiçbirini yapmam diyenlere de bir tavsiyemiz var. Lütfen size en yakın kahveye gidin, kulaklığınızı takın ve akıllı telefonunuzdaki Radyo Perfect uygulamasından en güzel müzikleri dinlerken, bir yandan mis kokulu kahvenizi yudumlayın bir yandan da Perfect Gazete’nizi keyifle okuyun. Böylece gününüz Perfect olsun!

Bu ay, doğanın solan yapraklarla yaptığı rengarenk gösterisini izlerken sizin hayatınızdaki renkler hiç solmasın.