Paylaş

Kanada’nın dünyanın en eğitimli ülkeler sıralamasında en üst sıralarda olmasının arkasındaki en önemli sebep ülkenin aldığı göçmenler.

Göçmenlik Departmanı’nın hazırladığı iç rapora göre Kanada’nın dünyanın en eğitimli ülkelerinden biri olmasında yeni gelenlerin üniversite ve daha üst derecelere sahip olmasının yanısıra, çocuklarından da akademik başarı beklentilerinin yüksek olması yer alıyor.
Rapora göre göçmenlerin 25-35 arasındaki çocuklarının %36’sı üniversite derecesinde diploma sahibiyken, bu oran Kanada doğumlu ailelerin çocuklarında %24’te kalıyor.
Kanada’ya en çok göçmen veren ülkeler arasında bulunan Çin ve Hindistan kökenli ailelerin %50’lik bir dilimi en az üniversite mezunu olarak ülkeye geliyor. Bu oran Filipinli ailelerde 1/3 olarak görülmekte.
Batı Avrupa ülkelerinden gelen ailelerin çocuklarının yaklaşık %35’lik bir kısmı Kanada’da üniversiteyi bitirirken, bu oran Latin Amerika’dan gelen ailelerin çocuklarında %25’te kaldı.
Göçmenlik Departmanı’nın araştırma görevlilerinden Garnett Picot, ailelerin eğitime verdikleri önemin çocuğun eğitimi açısından belirleyici faktör olduğunu söyledi. Yüksek eğitim alan ailelerin çocuklarının da yüksek eğitim alma ihtimallerinin Kanada doğumlu ailelerin çocuklarına oranla daha yüksek belirten Picot, Asya kökenli aileler başta olmak üzere, çocuklarından beklentisi yüksek olan ailelerin çocuklarının daha yüksek eğitim düzeyine eriştiklerini söyledi.
Picot, aynı zamanda aile gelirinin eğitimdeki başarı üzerinde belirleyici faktör olmadığını belirtti. Bunun çok önemli bir nokta olduğunu, çünkü birçok göçmen ailenin ekonomik olarak sıkıntı yaşadığının altını çizen Picot, bu durumun göçmenlik kanunları ve politikaları düzenlenirken göz önünde bulundurulması gereken bir husus olduğunu söyledi.
Göçmen ailelerin çocuklarının Kanada doğumlu yaşıtlarına kıyasla işgücü sıralamasında da daha yukarılarda olduğunu belirten Picot, bunun sebebini göçmen ailelerin çocuklarının mavi yaka işlerden ziyade daha profesyonellik gerektiren işlerde çalışmak üzere eğitim almaları olduğunu söyledi.
The Organization for Economic Co-operation and Development (OECD) Kanada’yı Kore’den sonra dünyanın en eğitimli ikinci ülkesi olarak belirledi. Bilindiği üzere Kanada nüfusunun %60’lık bir bölümü minimum üniversite derecesinde eğitim düzeyinde.
Konuya daha derin bir bakış açısı getiren Toronto Üniversitesi Sosyoloji profesörlerinden Monica Boyd, özellikle Kanada’ya göç ettikten sonra eğitim aldıkları alanda bir işe grime sıkıntısı yaşayan yüksek öğrenim görmüş göçmenlerin çocuklarının eğitimde çaşarılı olmaları konusuna çok daha büyük bir önem atfettiklerini söyledi.
Birçok ailenin pandemi döneminde dahi Kanada’ya göç etmelerinin sebebinin çocuklarının geleceği olduğunu belirten Boyd, çocukların eğitimde başarılı olmalarına olumlu anlamda baskı yaptığını söyledi.
Göçmenlik ve eğitim konu başlığına bambaşka bir açıdan yaklaşan York Üniversitesi eğitimcilerinden Carl James ise, özellikle göçmenlikle ilgili kanunlar hazırlanırken ırkçılık ya da ayrımcılık gibi hususların dikkate alınması gerektiğini söyledi. James, öğrencilerin ailelerinin olduğu kadar öğretmenlerinin beklentilerinden de etkilendiklerini belirtirken, birçok etnik grubun içinde bulunduğu sosyo-ekonomik koşulların gözardı edilemeyeceğinin altını çizdi.
Bununla birlikte, ekonomik sonuçlar göz önüne alındığında, hazırlanan raporların birçoğu özellikle siyahi ailelerin çocuklarının sahip oldukları diplomalara bakılmaksızın sistematik bir şekilde ayrımcılığa uğradıkları gerçeğini maskeliyor.