Paylaş

Değerli dostlar bu ayki yazımda sizlere, çağımızın önemli problemlerinden biri olan madde bağımlılığı konusunda bilgiler verip, uzmanlar tarafından madde bağımlılığına karşı yapılabilecekler konusundaki tavsiyelerden bahsetmek istiyorum.
Bağımlılık, kişinin, ruhsal ve bedensel sağlığına ya da sosyal yaşamına zarar vermesine karşın, belirli bir eylemi yinelemeye yönelik önüne geçilemez bir istek duyma halidir.
İnsan, doğası gereği acıdan kaçar, hazza yönelir. Haz duyduğu her nesneye, maddeye karşı bağımlılık geliştirebilir.
Bazı maddelere bağımlılık geliştirme riski daha yüksektir. Bu maddelerin başında, sigara (tütün, nikotin), alkol (etanol, metanol), esrar (ot, cannabis), ecstasy, eroin, kokain, rohypnol, uçucu maddeler (tiner, bali), morfin vb. gelir.
Her madde kullanan kişi bağımlı olarak tanımlanamaz. Bağımlılık bir süreç içinde oluşur. Kişi önce maddeyi dener. Ardından düzenli kullanmaya başlar. Bu şekilde kişide bağımlılık gelişir. Bu nedenle her madde kullanan kişiyi bağımlı olarak adlandırmak yanlış olacaktır.


Bağımlılığın evreleri vardır.
Ancak aşağıda yer alan evreler bütün madde kullananlar için geçerli değildir. Farklı seyir izleyen durumlar da olabilir.
1. Hazırlık evresi
2. İlk madde kullanımı
3. Madde kullanmayı sürdürme
4. İlerleme evresi
5. Bırakma evresi
6. Tekrar madde kullanmayı düşünme (prolapse)
7. Tekrar madde kullanımı (lapse)
8. Tekrar madde kullanmaya başlama (relapse)

Psikiyatrik bozuklukların sınıflandırılmasına ilişkin DSM IV adlı kriterlere göre, bir kişiye bağımlı diyebilmek için, aşağıdaki koşullardan en az üç tanesinin olması gerekir.

1. Tolerans gelişmesi (kullanılan madde miktarının aynı etkiyi sağlamak amacıyla giderek arttırılması)
2. Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında fiziksel veya psikolojik yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması
3. Madde kullanımını denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan sürekli çabalar
4. Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için büyük zaman harcama
5. Madde kullanımı nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azalması ya da tamamen bırakılması
6. Maddenin tasarlandığından daha uzun ve yüksek miktarlarda alınması
7. Fiziksel ya da ruhsal sorunların ortaya çıkmasına ya da artmasına rağmen madde kullanımının sürdürülmesi
Madde kullanımında risk faktörlerini sosyal ve kişilik ile ilgili olarak karşılaştırdığımızda, karşımıza şu faktörler çıkmaktadır,


Sosyal Risk Faktörleri

• Güç, işsizlik, boşanma, kayıplar gibi stresler yaşanması,
• Arkadaş grubunun alkol veya madde kullanıyor olması,
• Arkadaş grubuna ailesinden daha fazla bağlı olması,
• Okul başarısının düşük olması,
• Sosyal – ekonomik düzeyin düşük olması,
• Cinsel ya da fiziksel taciz yaşaması,
• Uyuşturucu maddenin kolay erişilebilir olması

Kişilikle İlgili Risk Faktörleri

• Gencin öz güveninin zayıf olması,
• Kendini değersiz algılaması,
• Dürtü kontrolünün zayıf olması,
• Dıştan denetimli kişilik yapısına sahip olması,
• Kaygıyla başa çıkma becerilerinin yetersiz olması,
• Davranış bozuklukları gösteriyor olması,
• Sosyal ilişkilerde başarısız olması,
• Gelecekle ile ilgili hedeflerinin olmaması,
• Risk alma ve kendini tehlikeye atma eğiliminin olmasıdır
Uzmanlar madde bağımlılığında ebeveynlerin çocukla yeterince ilgilenmemesi, onların hayatlarıyla ilgili olmamalarının önemli bir risk faktörü oldugunu belirtmektedirler. Ebeveynlerden birinin kaybı, parçalanmış ve boşanmış aile yapısı gencin yaşadığı bu boşluğu maddede aramasına neden olabilir.
Ayrıca aile içi iletişim eksikliği, aile içi şiddet, anne baba ve çocuk arasında kuvvetli bir bağın olmaması da diğer risk etkenleridir.
Çocuğun aile ile kurduğu bağ ne kadar güçlü ise arkadaş baskısına karşı “hayır” diyebilme gücü o kadar kuvvetlidir. Çocukla yeterince ilgilenmeyen ailelerin yanı sıra çocuğu aşırı derecede koruyup kollayan, çocuk üzerinde aşırı baskı oluşturan ailelerin çocukları da riskli grupta yer almaktadır. Çünkü çocuk bu baskıdan ve aşırı ilgiden bunalmıştır.
Anne baba arasında çatışmaların olması, evde huzursuzluk olması da genci maddeye iten sebeplerdendir. Bu tür ailelerde aile bağlarının zayıf olması, bireylerin birbirleriyle sağlıklı iletişim kuramaması nedeniyle ailesinde göremediği sevgi, ilgi ve mutluluğu dışarıda aramaya yönelebilir. Dışarıya yönelen genç, gruptan dışlanmamak için arkadaş gruplarının baskıları karşısında “hayır” diyemeyerek madde kullanmaya başlayabilir.
Sosyo ekonomik durumun düşük olması, aile içinde gencin iletisim kurabileceği bir bireyin olmaması, gencin madde ile tanışmasına neden olabilmektedir.
Önümüzdeki ay, çocuğun madde kullandığının nasıl tespit edileceği ve tespit edildiğinde yapılması gerekenleri paylaşacağım.
Herkese sağlıklı ve huzur dolu günler diliyorum.