Paylaş

Merhaba Berna
Merhaba
Nasılsın?
İyiyim, siz nasılsınız?


Teşekkür ederim, ben de iyiyim. Birazcık tanıyabilir miyim seni?
Evet. Doğumgünüm beşinci Temmuz, yılım 2005. 13 yaşımdayım. Bir kardeşim var, adı Berkay. 11 yaşında. Okulda dersler iyi gidiyor.
Kaçıncı sınıftayken iyi gidiyor?
Sekiz. Ama zor.
Muhakkak. Neler zor mesela?
Matematik en zoru ama yine yapabiliyorum.
Bu matematik konusunda kızların daha başarılı olduğunu duymuştum.
Evet. Sınıfta en çok kızlar yapıyor. Ben matematikte zorlanarken ille öğretmenime soruyorum.
Merak ettim matematik notların ne?
Bazen C bazen B.


Gayet iyiymiş. Peki okul dışında neler yapmayı seviyorsun?
Çok var. Boyamak, art seviyorum. Resim yapmayı seviyorum.
En çok ne çizmeyi seviyorsun?
İnsan
Burun çizebiliyor musun?
Evet ama zor. Kaç kere silmek lazım gene çizmek lazım.
Sanata zaman ayırman çok güzel. Umarım bu hep devam eder.
Bizim okulda böyle resimlerim hep duvarda asık. Onlara bakmayı seviyorum.


Büyümek istiyor musun Berna?
Evet. Ama şu anda büyümek istemiyorum. Daha okul var ya, o yüzden.
Büyümenin en zor tarafı ne sence?
Okullar var dimi.
Yani büyüdükçe okullar da zorlaşır mı diyorsun?
Evet.
Bence istediğin bölümü okursan çok keyif alırsın.
Ama iş bulmak da lazım. Şimdi bilmiyorum ne istiyorum olmaya büyüdüğünen, çok karışık.
Kendini ne iş yaparken hayal ediyorsun peki?
Evet, dentist. Babam da istiyor.
İyi bir fikir bence de. Başka bir fikrin var mı aklında?
Nurse olabilir.
Kandan falan korkmaz mısın?
Yoo.


Bravo sana. Bu röportajın ismi Çocuk Gözüyle. Bu ne demek biliyor musun?
Aslında bilmiyorum. Yani ben çocuk olduğum için ben ne biliyorum konuşuyoruz.
Yani senin perspektifinden.
Evet, onu demek istedim.
Peki senin gözünden bakınca eğlenmek için neler yapılır?
Mall var gidebiliriz. Dışarda eğlenmek arkadaşlarla.
Hava çok soğuk.
Ama burda soğuk. Bulgaristan’da yazın gittinen her gün her akşam kızanlarlan çıkıyoruz ve parkta oynuyoruz, kaçıyoruz, öyle oyunlar.


Berna sen nerde doğdun?
Kanada’da.
Okulunda soruyorlar mı nerelisiniz diye?
Evet soruyorlar. Ben Bulgaristan diyorum.
Ama Kanada’da doğdun.
Evet burda doğmuşum ama en çok sevdiklerim Bulgaristan’da. En çok orda olmayı seviyorum.
Anladım. Yani ailenin büyük kısmı orada ya da oradan gelmiş.
Evet.
Kaç tane dil konuşabiliyorsun Berna?
Üç tane. Türkçe konuşuyorum, İngilizce ve Bulgarca.
En iyi hangi dili konuşuyorsun?
Türkçe de ve İngilizce de. Ama Bulgarcayı daha çok öğrenmeye uğraşıyorum.
Oraya gittiğinde senin konuşmana gülüyorlar mı?
Yok bana değil ama kardeşime. Kardeşim böyle konuşabiliyor ama iyi konuşamıyor.

Biraz aksanı var
Evet.
Daha başka bir dil öğrenmek ister miydin?
Evet, Fransızca. Okulda da öğreniyoruz ama daha iyi konuşmak isterdim. Çünkü güzel bir dil.
Ama sanırım öğrenmesi zor.
Biraz zor, ama seversen öğreniyorsun.
Az önce okul dışında yaptığın şeylerden bahsediyorduk.
Evet, eskiden Bulgaristan’a gittik. Ben orda tenise giderdim. Tenis güzel bir sporttu. Ama sonra Kanada’ya geldik, bıraktım tenisi. İstiyorum gene tenise gitmeyi.
Spor yapmak insanı daha akıllı yapıyor sanki.
Evet. O zaman daha mutlu oluyorsun.
Burada okula gitmeyi seviyor musun?
Çok seviyorum.


Sınıfında kaç kişi var?
23-24 kişi.
Hepsi Kanada’da mı doğmuş?
Yok, başka başka yerlerden gelmişler.
Senin en yakın arkadaşın nerden gelmiş?
Afganistan.
Nerden biliyorsun arkadaşlarının nereli olduklarını?
O kadar sormuyorlar. Çünkü okul başladığında herkes tanıtıyor kendini.
Önemli mi peki insanların nereden geldikleri?
Yani seni tanımak gibi güzel. Ama böyle sorarsalar skin colour gibi, o zaman kötü.
Herkes aynı değil. Herkes dünyadan ayrı ayrı yerlerden geliyor. Bazıları böyle savaşlar var ya ordan geliyorlar.
Sence bu dünyada niye bu kadar çok ülke var?
Çünkü herkes kendinin olsun istemiş.
Peki sence savaşlar niye var?
Çünkü böyle governmentler var. Onlar da dalaşabiliyorlar. Sonra savaş başlıyorlar. Sonra çok insanlar ölüyor. Şimdi okulda biz de bunu öğreniyoruz. İnsanlar Suriye’den Kanada’ya geliyorlar. Çünkü savaş var, onları bura gönderiyorlar. Ama çok insanlar ölüyor. Sadece şanslı olanlar geliyor buraya. En çok Türkiye’ye gidiyorlar. Ama evleri yok artık.


Kötü durumda olan çocuklara nasıl yardım edebiliriz?
Donate yapabiliriz. Oyuncak veririz.
Peki oyuncak mutlu olmaya yeter mi?
Yetmez. Para demek isitorum ama o kadar param yok vermeye.
Sen tanıyor musun savaştan kaçmış bir çocuk?
Bizim okulda çok var. Güzel insanlar. Bazı zaman böyle yanlış davranabiliyorlar ama iyiler.
Nasıl yani yanlış?
Böyle bazen dinlemiyorlar ama öğretince sonra dinliyorlar. Kızlarlan ben tanışıyorum, iyi insanlar.
O çocukların yerinde olmak istemezdim.
Ben de. Çok zor çünkü ailelerini böyle kaybediyorlar. Savaştan başka bir yere geliyorlar, kimseyi tanımıyorlar.
Bir de çok soğuk.
Evet.
Sen Kanada’da olmayı seviyor musun Berna?
Evet, Kanada’da olmayı seviyorum çünkü İngilizce de biliyorum. Bulgaristan’a gittinen okulda İngilice öğreneyorlar. Ben Bulgaristan’da okurken herkes bana soruyordu İngilizce yardım etmeye. Böyle çok güzel bir feeling.
Tahmin edebiliyorum. Öğretmenden bile iyi biliyorsundur.
Evet.
Diyelim ki okuluna yeni gelmiş bir arkadaşın İngilizce bilmiyor. Onunla nasıl anlaşırsın?
Ona İngilizce öğreterim, öyle.


Peki Kanada ne olsaydı çok güzel bir yer olurdu?
Burda yerler çok building dolu dimi. Ama Bulgaristan’da böyle nature daha çok. Daha çok yeşillik var. Burda bakıyorsan güneşi göremezsin.
Orda akrabaların var mı?
Evet, nenem, dedem orda. Çok arkadaşlarım var. Bizim apertmentimizde kızanlar var. Böyle çok özlüyorum onları.
Burda olmalarını ister miydin?
Evet.
Peki onlar mı burda olsun yoksa sen mi orda ol?
Ben istiyorum onlar gelsinler böyle başka birşey görsünler. CN Tower istiyorum göstereyim onlara. Başka başka yerlere gezmek. Sonra Cuba’ya tatile giderdik.
Paylaşmayı sevmen çok güzel. En güzel alışkanlığın ne?
Caring. Böyle iyi davranmak insanlara ve responsibility. Okulda bunun için şeyler alıyorum. Çünkü her şeyim neat.
Peki hangi huyunu değiştirmek isterdin?
Ben okul varken geç yatıyorum sonra sabahleyin kalkamıyorum. Geç yatmak güzel birşey değildir. Bu yüzden okul zamanında geç yatmak demek istiyorum. Çünkü sabah kalkamıyosun dimi.
Yani daha disiplinli ve programlı olmak isterdin.
Evet, evet.
Biliyor musun ben küçükken annem her gece hadi yat, sabah olunca kalkamayacaksın derdi.
Benim annem de der.
Sen anne olduğunda sen de kendi çocuğuna aynı şeyleri söyleyeceksin yani.

Anne olmak istiyor musun?
Evet, ama ben disiplin öğretirim. Çok zor bir şeydir ama yapabilirim.
Sen de kızacak mısın çocuğuna?
Sanırım yapardım.
Sence anne babalar çocuklarına niye kızıyor?
Bilmiyorum. Ben Berkay’a çok kızıyorum. Çünkü o çok oyun oynuyor, hergün oyunda dimi. Beni dinlemiyor. Ben de bağırıyorum. Bağırdınen dinliyor.
Bu her evde böyle oluyor. Bir kardeşinin olmasının en güzel tarafı ne?
Hep yanımda, yalnız değilim.
En kötü tarafı?
Annemi babamı dinliyor ama beni dinlemiyor. Beni de lazım dinlesin. Çünkü ben ona bakıyorum.
Sen annenden ne öğrendin Berna?
Annem benim en iyi arkadaşım. Hep dertlerimi paylaşabilen bir insan. Bana çok yardım ediyor. Büyüyünce onun gibi olmak isterim.
Peki baban?
Babam da böyle çok çalışkan. İşe gidiyor, bize yardım ediyor.
Sen çocuğuna ne öğretirdin?
Diyelim bir stranger gelmiş, onun arabasına binme öğretirim. Sonra tanımadığın kimseden yemek alma. Böyle şeyler.
Peki, bana zaman ayırdığın için çok teşekkür ederim.