Paylaş

Sizi tanıyabilir miyiz?
Merhaba, ben Ayla Çetinkaya Moradmand. Gazeteci ve sunucuyum. Radyo ve televizyon haber sunuculuğu, editörlük, haber programları, canlı yayınlar, belgeseller, metin yazarlığı ve seslendirmeler gibi medya sektöründe geniş bir yelpazede yıllardır çalışıyorum.
Almanya doğumluyum ve 7-8 yaşlarındayken ailemle Türkiye’ye dönüş yaptık. Türkçe’yi çok az konuşabiliyordum. İlkokula 2. sınıftan devam etmem gerekirken dil problemi yüzünden 1. sınıfı tekrar okumak zorunda kaldım. Bu eksiklik hissiyle belki de o yaşlarda TRT haberlerini büyük bir keyifle izler, o dönemin spikerleri gibi muntazam bir Türkçe’ye sahip olmayı arzulardım.
Dil engeliyle o yaşta karşılaşmak zor olsa gerek…
Yarı Türkçe yarı Almanca cümleler kurarak anlaşmaya çalışan bir çocuktum. İlk yıl çok zorlandım ama o zorluk gelecekteki mesleğimi belirlemek için yaşamam gereken bir süreçmiş meğer. İyi ki de öyle olmuş. Mesela yıllar sonra mesleğimin yanı sıra, iki dönemliğine de olsa, öğretim görevlisi olarak İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde “Türkçe Diksiyon ve İletişim” dersleri bile verdim. Öğretmenliğe neden devam etmediniz?
Öğretmenlik diyemem çünkü ben sadece bir süreliğine ders verdim. Dünyanın en zor mesleklerinden biri öğretmenlik bence. Büyük sabır, emek, sorumluluk ve odaklanma isteyen bir meslek. Hele yayıncılıkla birlikte devam ettirmek çok zordu ama sonrasında bireysel özel dersler verdim.


Kanada’ya ne zaman geldiniz?
Kanada’ya 2019 yılında turist olarak geldim. Uzun ve yorucu bir çalışma temposundan sonra kendime bir tatil sözüm vardı. Son olarak TRT Haber kanalına 39 bölümlük “Teşkilat” programını yaptık. Son bölüm çekimlerini tamamladıktan sonra, hemen vizemi aldım ve Kanada’ya geldim. Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımı gördüm ve 4 ay müthiş bir tatil yaptım.


O zaman nasıl bulmuştunuz Kanada’yı?
Kanada’yı çok sevmiştim, hele İstanbul yoğunluğunun ardından, sanki her şeyin ağır çekim modunda ilerlediği bir ülkede bulmuştum kendimi. Havası, doğası, nazik ve sabırlı insanları beni çabucak yakalamıştı. Tabi bu benim için sadece 4 aylık bir tatildi ve yerleşmek gibi bir niyetim de yoktu henüz. Derken… Meğer kader ağlarını örmeye başlamış o zaman…
Gülüşmeler…
Ve ikinci kez Kanada’ya geldiniz…
Evet eş durumundan derler ya, tayinim Kanada’ya çıktı.


Tam da pandemi dönemine denk geldi yani…
Öyle oldu. Güzel planlarımız vardı. Ancak geldikten hemen sonra Covid-19 salgınıyla neye uğradığımızı şaşırdık. Sınırlar kapandı, marketlerin önlerinde uzun kuyruklar oluştu. Temel tüketim maddeleri ve gıda stoğu yapıyordu insanlar. Dünya neyle karşı karşıyaydı? Sanki bir anda bir kabusa uyanmıştık.
Özellikle ilk zamanlar için zor bir tecrübe…
Evet, Benim için bir çok şeyin ilk yılıydı. Evliliğimde ilk yıl, çalışmadan geçirdiğim ilk yıl, Kanada’da ilk yıl, tüm alışkanlıklarım ve sevdiğim şeylerden uzak ilk yıl. Üstelik izoleyiz. Ancak eşimin desteği ve pozitifliği çok önemliydi bu dönemde.


Pandemi sürecinde profesyonel anlamda neler yaptınız?
Türkiye’de hali hazırda devam niteliğinde seslendirme işlerim var. E-Mail geldikçe seslendirip gönderdim. Diğer yandan iş arkadaşlarım bulundukları haber kanallarına Kanada’dan son durumu aktarmamı istediler. Pandemi döneminde özellikle ilk zamanlarda, herkes her yerden haber almak istiyordu. Ben de canlı yayınlarda buradaki gelişmeleri aktardım. Tabi Kanada benim için yeni bir ülkeydi, çok fazla bir çevrem de yoktu. Bir bakıma yalnız hissettiğim zamanlar da oldu. Tam da bu esnada çok güzel bir çiftle tanıştım. Meslek kanı bizi birbirimize çekti sanırım.
Kanada’nın tek Türkçe yayın yapan radyosu Perfect Radio’nun güzel insanlarıyla buluştum. Bir kahvelik buluşma, 3-4 saatlik sohbetle zor noktalandı. Konuşacak ne çok şey vardı. Sevgili Ayşegül ve Ersoy’a göre, vakit kaybetmeden Kanada’da yaşayan ve Türkçe konuşanlara, pandemi haberlerini radyodan Türkçe verebilmek çok iyi olacaktı. Bu öneriye ben de çok sıcak baktım; bu çorbada kesinlikle tuzum olmalıydı. Vakit kaybetmeden hemen başladık. Ve o günden bugüne, her gün, önemli gelişmeleri kısa başlıklar halinde saat başı haberleriyle Türkçe olarak Perfect Radyo dinleyicilerine sunuyorum. Ne güzel birşey yapmışız ki, sevdikleri Kanada’da olan farklı ülkelerden ve Türkiye’den bir çok kişi de Radio Perfect aplikasyonlarından bizleri dinleyerek buralardan haberdar oluyorlar.
2020’yi ne kadar büyük umutlarla beklemiştik oysa, değil mi?
2020’de ne, ne kadar kötüydü ya da neleri kaybettik, ne kısıtlamalarla karşılaştık, ne zorluklar yaşadık evet. Ama tüm bunlar bir kenara, öğretilerini de görmek lazım. En azından sıradan şeylerin bile ne kadar kıymetli olabileceğini görmemizi sağladı bu süreç.


Bu süreçte Kanada hakkındaki gözlemleriniz neler?
Kanada bence bu süreci iyi yöneten ülkelerden biriydi. Olağanüstü hal şartları gereği kararlar çarçabuk alındı, vatandaşlarını mağdur etmemek için hükümet kesenin ağzını da açtı. Elbette sıkıntılar da oldu ama bir göçmen ülkesi olan Kanada’da, farklı ülkelerden gelen farklı kültürlerdeki insanların bir arada uyum içinde, devlet tarafından belirlenen kurallara büyük bir saygıyla riayet ederek bu sıkıntıyı atlatmaya çalışmalarını izledim. Hiçbir polis, zabıta ya da görevlinin müdahale etmesine gerek kalmadan, hemen her hafta güncellenen kuralları bireysel olarak takip ederek uymaya çalışan insanları gözlemledim. Devlet gereğini yapmaya çalışırken, vatandaşı da müthiş bir fedakarlık ve işbirliği sergiledi. Umarım en zor kısım geride kalmıştır. Güzel günler yakındadır diye toparlayım.


Peki gelecek planlarınız neler?
Aslında bu pandemi sürecinde kendiliğinden bir şey gelişti ve bu vesileyle kendi Youtube kanalımı aktifleştirdim. Kanada’da gezdiğim birbirinden güzel şehirlerin videoları arşivimde öylece duruyordu. Bunları teker teker montajlayıp kısa bilgiler de ekleyerek, şehir videoları yapıp youtube’da yayınlamaya başladım. Hem elimdeki görüntüleri değerlendirdim, hem de bu vesileyle montaj-grafik vs yapmayı öğrenmeye başladım. Küçük bir stüdyo oluşturdum kendime. Çok da keyif alıyorum. Sadece şehir ve gezi videolarıyla sınırlı kalmayacak bu girişimim. Çok yakında küçük belgesel tadında hikayelerimi hayata geçirmenin adımlarını atıyorum şu sıralar. Yani mesleğim, her zorlu koşula rağmen beni mutlu etmenin yollarını bulmaya devam ediyor. Sevgili Ayşegül şimdi buradan okurların önünde sizden de ben bir söz alayım. Youtube kanalım için ilk röportajımı sizinle yapmayı teklif ediyorum. Pandemi sonrası kapınızı çalacağım. Bir de sizin hikayenizi belgesel tadında izleyelim. Ne dersiniz?
İyi ki varsınız.