Paylaş

Gelişen ve değişen dünyaya uyum sağlayan bireylerin yetişmesinde ailenin büyük bir rolü vardır. Bireylerin ilk eğitimlerini ailede aldıkları düşünüldüğünde, aile eğitiminin önemi kendini göstermektedir.
Günümüz çocuklarının, ebeveynlerinin çocukluklarından çok farklı bir dönemde yaşaması, buna bağlı olarak da istek ve gereksinimlerinin farklı olması, anne babaları birçok konuda ne yapacağını bilemez hale getirmiştir. Bu sebeple ebeveynlerin kendilerini geliştirmeye, yenilemeye, çocuklarını daha iyi tanımaya ve çocuklarıyla iletişimlerini güçlendirmeye ihtiyaçları vardır.
Özellikle erken çocukluk döneminde aileleriyle daha fazla vakit geçiren çocukların eğitimi konusunda ebeveynlerin eğitilmesi kaçınılmazdır.
Erken çocukluk dönemi, çocukların dışardan gelebilecek tüm uyarıcılara en açık olduğu büyüme ve gelişmeleri için en kritik dönemdir. Bu dönemde ailelere verilecek iyi bir eğitimle çocukların sağlıklı büyümeleri ve gelişmeleri için gerekli ortam sağlanabilir. Bu dönemde atılacak olan iyi temeller, yaşanılacak olan deneyimler çocuğun hayatının birçok alanında olumlu yönde etkili olacaktır. Erken çocukluk döneminde çocukların mental ve sosyal açıdan gelişim gösterebilmeleri için zengin uyarıcıların olduğu bir ortam olması gerekmektedir. Bu dönemde çocukların daha çok aileleriyle birlikte olması ise anne – babalardan etkilenme yüzdesini daha da artırmaktadır.
Her birey belli bir genetik potansiyel ile doğar. Bu potansiyeli kullanma derecesi çocuğun içinde bulunduğu çevre tarafından çocuğun gelişimine verilen destek ile doğru orantılıdır. Bu bağlamda çocuklara zengin uyarıcılar ile dolu bir çevre ortamı sunma noktasında anne babalara çok iş düşmektedir. Çocuğun gelişimi, çevresiyle olan etkileşimi ile doğru orantılıdır. Aileler, çocukların içinde bulundukları durumda onların nasıl desteklenmesi gerektiğini bilirlerse buna en uygun olan tutumu sergileyebilirler. Anne – babası tarafından desteklenen, başarıları takdir edilen, yeri geldiğinde yaptığı yanlışı fark ettirilen çocuklar, sağlıklı bir kişilik gelişimi gösterirler.
Erken çocukluk döneminde davranışların şekillenmesinin yoğun olduğu düşünüldüğünde anne – babaların hangi durumda nasıl bir tavır almaları gerektiğinin önemi daha da belirginleşir.
Erken çocukluk döneminin önemi gün geçtikçe daha fazla anlaşılmaya başlandığından, erken çocukluk döneminde çocuk bakımı ve eğitimi ile ilgili daha fazla düşünce ortaya çıkmaktadır. Ebeveynlerin erken çocukluk döneminde çocuklarına karşı gösterdikleri tutumlar, çocuklarının kişiliklerinin oluşmasında oldukça etkilidir. Aile içerisinde iyi bir iletişimin olması için ilk olarak ebeveynlerin çocuklarını fiziksel, ruhsal ve sosyal açılardan çok iyi tanıması gerekir. Böylece aile, çocuğunun hangi konuda, ne kadar ve nasıl rehberliğe ihtiyacı olduğunu bilir ve ona göre davranır.
Hiç kuşkusuz, çocukların gelişimlerinde hayatlarının büyük çoğunluğunu beraber geçirdikleri ve model aldıkları anne – babalarının yeri büyüktür. Bu dönemde aileleri tarafından desteklenen çocuklar, duygusal, sosyal, fiziksel, bilişsel ve dilsel olarak sağlıklı gelişme gösterirler. Çocukluk döneminin uzunluğunun toplumun karmaşıklığıyla doğru orantılı olduğu düşünülürse, çocuklar fizyolojik ihtiyaçlarını bir şekilde giderebilirler ama birçok yetişkin sosyal olarak aile üyelerinin desteğine ihtiyaç duyar. Bu nedenle, ebeveynler çocukla iletişim konusunda eğitilmelidir ki çocuklarına sağlıklı destek sunabilsinler.
Son yıllarda dünya genelinde anne – baba eğitiminin önemi daha iyi anlaşılmaya başlanmış ve çocuklarda görülen davranış problemlerinin giderilmesinde ve daha sağlıklı bir kişilik gelişiminin oluşmasında öncelikle ailelerin eğitilmesinin gerekliliği görüşünde birleşilmiştir.
Anne – baba eğitiminin önemine dayanarak, ailelerin çocuklarıyla bilinçli iletişim kurmalarını sağlayabilmeleri için ebeveynlere yönelik verilen eğitim programlarında da giderek artış görülmektedir.
Çocukların başarısını sadece akademik olarak ölçmek yanlış bir değerlendirme olur. Ailelerin çocuklarına kazandırdıkları mental becerilerin yanında problem çözme, bulunduğu ortama uyum sağlama, empati kurma, eleştirel düşünme gibi becerilerin kazandırılması da büyük bir önem taşımaktadır. Çünkü insan her yönüyle birbirini tamamlayan bir varlıktır. Akademik başarısı yüksek olmasına rağmen duygusal yönden zayıf olan bir birey için başarılı demek doğru değildir. Bu sebeple aileler çocuklarını birçok açıdan geliştirmeye çalışmalı ve bunun için gerekli ortamları sağlamalıdır.